Bu proje Tübitak 4007 kodlu projeler çağrısıyla desteklenmektedir.

0 538 029 29 79
İbn-i Sînâ

İBN-İ SÎNÂ

↝İbn-i Sinâ, babası Abdullah görevli olarak Afşan´dayken orada doğdu. Ailesi Belh´ten gelerek Buhara´ya yerleşmişti.

↝İbn-i Sinâ, daha çocukluğunda, çevresini hayrete düşüren bir zekâ ve hafıza örneği göstermiştir. Olağanüstü bir zekâ sahibi olduğu için daha 10 yaşındayken Kur an-ı Kerim i ezberledi. Küçük yaşta, 18 yaşına kadar çağının bütün ilimlerini öğrenmişti. Gündüz ve gece okumakla vakit geçirir, mum ışığında saatlerce, çoğu zaman sabahlara kadar çalışırdı. Pek az uyurdu.

↝ 16 yaşındayken pratik hekimliğe başlayan İbn-i Sinâ, resmî saray doktorluğu da yaptı. Buhara Emirini ağır bir hastalıktan kurtardı ve sarayının kütüphanesinde çalışma iznini aldı.  Bu sayede pek çok eseri elinin altında bulduğu için vaktini kitap okumak ve yazmakla geçirdi.

↝ Hükümdar ölünce Buhâra’dan ayrılarak Harzem e gitti: EI-Bîrûni gibi büyük bir şöhret ve değerin, kendisini yanına kabul etmesi İbn-i Sina ile ilgili kıskançlığa yol açtı,burda barınamayarak yeniden yollara düştü, Hemedan’a yerleşti.

↝Eserleri Latince’ye ve Almanca’ya çevrilmiş; tıp, kimya,  fizik, astronomi ve felsefe alanında Avrupa’ya ışık vermişti. Latinler Avicenna adıyla andıkları İbn-i Sina’yı yanlış olarak bir süre Avrupa´da İranlı hekim ve filozof olarak tanınmıştı. Bunun sebebi, 150 kadar olan eserlerinin çoğunu Türkçe yazmamış olmasındandır. O devirde ilim eserlerini Arap diliyle yazmak âdetti.

↝ İbn-i Sina’nın asıl büyüklüğü doktorluğundadır. Bilhassa tıp ilmine dair araştırmaları son derece orijinal ve doğrudur. Bu yüzden doğu ve batı hekimliğine 600 yıl  tam anlamıyla hükmetmiştir.  Batılılar da kendisini Hâkim-i Tıb, yani hekimlerin piri ve hükümdarı olarak kabul etmişlerdir.

↝İbn-i Sînâ, tıp araştırmaları yaparken bazı hastalıkların bulaşmasında göze görünmeyen birtakım yaratıkların etkisi olduğunu, yani mikropların varlığını sezmiş ve bu bilinmeyen mahluklardan eserlerinde sık sık bahsetmiştir. Mikroskobun henüz bilinmediği bir devirde böyle bir yargıya varmak çok ilginçtir.

↝Şifâ adındaki 18 ciltlik ansiklopedisi, ismine rağmen tıptan çok matematik, fizik, metafizik, teoloji, ekonomi, siyaset ve musiki konularını içine alır. Onun tıp şaheseri, kısaca Kanûn diye bilinen el-Kanûn Fit-Tıb adlı büyük kitabıdır. İbn-i Sina’nın bugünkü tıp için bile geçerli olan pek çok görüşü bulunduğunu  görürüz. İbn-i Sina kimya alanında da çalıştı; kimya ilminin bugünkü hale gelmesinde büyük yardımı olduğunu söylenir.

↝Bütün bu çalışmaları ve etkileriyle İbn-i Sina Doğu ve Batı kültürünü geliştiren büyük bilginlerden biri oldu. Bütün bunlardan başka İbn-i Sina çok güzel şiirler yazdı. Hatta Türkçe olarak yazmış olduğu şiirler de vardır.

↝İbn-i Sina’nın Kanûn adlı eseri 12. yüzyılda Latince ye çevrildi ve Batı tıp aleminde bir patlama tesiri yaptı. O dönemin tıp alanındaki öncüleri tıp biliminde eriştikleri tahtlarından indirildiler ve çağın Fransa sının en meşhur tıp fakültelerinin temel kitabı Kanûn oldu. Durum 17. yüzyılın ortalarına kadar böyle devam etti ve İbn-i Sina, 700 yıl Avrupa’nın tıp hocası oldu.

↝Bugün hala Paris Üniversitesi’nin tıp fakültesi öğrencileri konferans salonunda toplandıklarında iki kişinin duvara asılı büyük boy portresiyle karşılaşırlar. Bu iki portre, İbn-i Sina ve Er-Razi’ye aittir.

↝İbn-i Sina, 1037 tarihinde Hemedan’da mide hastalığından öldü.